BİZİ TAKİP EDİN
BasYayBir 18 NİSAN 2019 / 14:24

Yayıncılığımızın Gülen Yüzü: ÇOCUK EDEBİYATI

ÇOCUK EDEBİYATI ve YAYINCILIĞI, Fırsatlar ve Engeller


Moderatörlüğünü tecrübeli yayımcı Melike Günyüz'ün yaptığı söyleşimiz saat 20.00’ye kadar sürdü.  “Dünya Çocuk Kitapları Haftası’’ ve 23 Nisan gibi tarihlere rastlayan bu dönemde Çocuk Edebiyatı programı yapmamız ayrıca anlamlı oldu.
Melike Günyüz: Çocuk Kitapları yayıncılık sektörünün dinamosu haline geldi. Hatta sadece çocuk kitapları neşreden yayınevleri bile oluştu. Çevirilere yer vermekle beraber, hala büyük çoğunluğu içeride üretilmiş eserlerden oluşuyor. Çocuk kitabı yazarı nasıl yetişir, yazar ve eserleri nasıl görünür olur, ayrıca uluslararası alanda bilinirlikleri nasıl sağlanır. Okurla nasıl buluşturulacak bu kitaplar? Ve çocukların kütüphanelerde bu kitaplara nasıl ulaşacağının cevaplarını bulmamız gerekiyor.   
Yayıncılık sadece içerik ve kitap üretimi değil. Okuyucuyu olduğu kadar, öğretmen ve öğrenciyi de bu konuda eğitmemiz gerekir. Neden böyle söyledik;  “Çocuk Edebiyatı”na hala gereken öneminin verilmediğini görüyoruz. Çocuklar için yapılan çalışmalar tali bir konu olarak görülüyor.
Merve Selva İnce: Ben edebiyat tahsili yapıyordum ve çocuk edebiyatı üzerine dersler alan, okumalar yapan arkadaşlarımız ile birlikte bir çalışma yaptık. Çocuklar için üretilmiş metinleri inceledik. Yetişkin içeriklerinden farklı değil. Aynı edebi kaygı, tasavvur hepsi var. Bu türün adı çocuk olabilir ama asla basit değil. Basit olarak ta algılanmamalı zaten. İncelediğimiz kitaplar, yazarlar üzerinden veya bloger önermeleri ile alınıyor. Metinler karşılaştırmalı okunuyor. Tarihi arka planlar üzerinden teyit ediliyor. Edebi yönü güçlü bir retorik ortaya çıkıyor. Çocuk edebiyatı neden ikinci öncelikli bir yapıda? diye sorguladık. Böyle başladık bu çalışmalara. Önce röportajlar yaptık. Sonra dosya oluşturmak için soruşturmalar yaptık. Çok yayınevi, çok yazar, çok eser var ama dolaşımda çok kitap yok. İlk tespitimiz bu oldu.  Yıl içinde pek çok kitap basılıyor ama sadece belli kitaplar satış kanallarında ve vitrinlerde yer alıyor. Masal üzerine çalışanlara ulaştık. Bir kavram daha keşfettik: Kitap, kedi ve kahve. Herkesin kedisi var. Kedi sevenlerin nerdeyse tamamı kitap ve kahveyi de seviyorlar. Son yaptığımız kedi dosyası böyle çıktı ortaya.
Asya Çağlar: 2006’da yayınevi kurmak için İTO’ya başvurduğumda kayıtlı beş bin yayınevi vardı. 5001’nciyi kurmuştum. Çocuk ile çocuk kitabı arasında çok fazla filtre var. Bazı okulların siz istemeseniz de sizden talepleri oluyor. Doğrusu dayatmaları oluyor. Çocukların mutlaka okuması gereken kitaplar hazırlıyoruz. Buna çok büyük emek ve yatırım yapıyoruz. “Kitapla beraber etkinlik te var mı?” En çok karşılaştığınız soru bu. Devamında; etkinlik yoksa kitap ta yok. Çoğu okula kitap sokmak istiyorsanız yaratıcı drama sunacak ekip te kurmalısınız. Ama siz yayıncısınız, böyle bir ekibiniz var mı? Yok tabi. Benim çocukluğumda okuduğum kitapların etkisini öyle hissediyorum ki, bu kitapları hala saklıyorum. Her çocuk okuduğu kitabını saklasın diye ben Kalem Yayınları’nı kurdum. Sırtımda dekorlar, okuldan okula, o şehirden bu şehire dolaştım. Ve yoruldum sonunda. 15 kitap satıyorsunuz yıl boyunca okula. 13 Farklı etkinlik yapıyorsunuz. Ertesi yıl “etkinlik olmadığı için bu yıl sizinle çalışmayacağız” cevaba bak. Değerli kitapları çocuklara ulaştırmak, bütün derdim bu. Bu amaç için katlandım tüm zorluklara. Bir veli “sizin kitabınızı okuyan çocuğumun psikolojisi bozuldu.”  Hayır efendim hiçbir kitap bir çocuğun psikolojisini bozmaz. Öğretmen, yazar, akademisyenden oluşan 700 kişiye seminer veren profesör okumak için 3 şey lazım diyor. Çok rahat bir koltuk, bir fincan kahve ve okunacak bir kitap hepsi bu. İnsan kendini yokuşa sürmemesi lazım. Benim çocuğuma bir kitap tavsiye eder misiniz? diye soran bir veliye, ünlü Profesör “Hayır, tanımadığım bir çocuğa asla kitap tavsiye etmem” diyor.  Siz hiç çocuğuma hangi yemeği yedireyim. Bugün bulgur pilavı vereyim mi diye soran bir anne tanıyor musunuz?
Selva İnce: Çocuk hep gülmek eğlenmek istiyor. Ama sıkılmak ta bu hayatta bir deneyimdir. Anne babalar farkında olmadan bunu engelliyorlar.
Asya Çağlar: Klinik Psikolog arkadaşımın tespiti; Dertlenmeyi de paylaşmamız lazım çocuklarla şeklindedir. Çoğu derdini biz çözüyoruz çocukların. “Anne canım sıkılıyor” dediğinde “Aynştayn da sıkılmış oğlum” diyorum. Benim dediklerimi tekrar edip “tamam anne”diyor.  Hayatın her tadını hissetmeli çocuklar. Çözüm üretmeyi de bilmeliler. Bütün sorunlarını biz çözersek nasıl yetişir.
Melih Tuğtağ: Beni çağıran öğretmenler risk alarak çağırıyorlar. İnsiyatif kullanıyorlar. 35 yaş civarı dimdik, korkusuz bu öğretmen nesli beni de heyecanlandırıyor. Gelecek için umutlarımı kabartıyor. Tüm kitapları, bütün çocuklara ulaştırmak istiyorum. Sadece ana babayla olmaz. Öğretmenlerle bu işi yapmamız gerekiyor. Benim babam deri işi yapıyordu ve çok geç geliyordu. Yemek, üst baş değişimi, biraz haber izleme derken günün yorgunluğu onu bitap düşürüyordu. Bana ne verebilirdi ki? Bir öğretmen bir ilçeyi kurtarabilir. Hatta Anadolu’da bir öğretmen bir şehri ayağa kaldırabilir. Üç konuda yoğunlaşıp çözüm ve içerik üretmeye çalışıyorum 1. Hangi çocuk, 2. Hangi kitap, 3. Hangi yazar.  Sebzeleri doğrayıp tencereye atarsınız. Su, tuz, un, yağ, soğan. Sonra tencereyi ocağa koyarsınız ve çakmağı çakarsınız. Ama yemeği çakmak pişirmez. Çocuk kitaplarında böyle bir etki hedefliyorum. Öğretmen ve çakmak etkisi görecek eserler.
Melike Günyüz: Çocuklar edebiyat zevki alsın. İnsanlığın ortak kültürüne sahip olsunlar. Hz. Adem’den beri gelen tüm birikim insanlığın ortak mirası olarak kitaplarda yer alır. Çocuklar bu ortak kültürümüzü alsın diye yapıyoruz tüm bu çalışmaları. Peki çocuk niçin kitap okusun, asıl soru bu. Öğretmenlerin bir kısmında bu sorunun olmadığını görüyoruz. Rebeca Hansen “Çocuk edebiyatına eleştirel bakış”ta çocukları birer okur yapmak için diyor tüm bu çabalar çalışmalar.
Misafir:  Okumak sadece kitap mıdır? Süreli yayınları da katmak lazım öyle değil mi? Ayrıca başka şeyler de var. Kitap okumadığından şikayet eden anneye “niye çocuğu zorluyorsun. Yüzsün, piyano çalsın, matematik yapsın, basket oynasın” dedim. Piyano çalıyor dedi. Tamam işte piyano da bir okuma biçimi. Süreli yayınlara dönersek, Fotoroman, şiir, hikaye, röportaj gibi çocukların farklı metinlerle tanışmasında son derece önemli.  Dile dair, mecaz, kavram, teşbih, deyimleri öğreniyor. Yeni kelimeler öğrendikçe beyin nöronları da hareketleniyor, gelişiyor ve yenileri üretiliyor.
Asya Çağlar: Önemli olan çocuğa kitap okutmak değil, çocuğa kitap okumak, çocukla okumak gerekiyor.
Melike Günyüz:  Doğduğundan beri etrafında ne kadar çok kelime dönerse, zihni o kadar gelişir insanın. Anlam dünyaları gelişmesi için daha çok kelime duymaları lazım.
Zihinleri, beyin nöronları, kişisel gelişimleri ve dünyanın anlamı. Tüm bunlar için çocuklar okumalı.